Anti-Design Hareketi: Büyük Resmi Herkesten Önce Görmek

Anti- Design hareketi, tam çevirisiyle ‘tasarım karşıtı’, daha doğrusuyla ‘karşı tasarım’. Peki ne bu Anti-Design? Ve neye karşı?
Share

Sisteme karşılar aslında, kapitalizme ve yeni evrildiği haline. İnsanın insandan ayrışmasına, çeşitli üstünlük sağlama çalışmalarına, statüye, sıkıcılığa, yapaylığa, özü kaybetmeye karşılar.

Daha da spesifikleştirirsek 60’lar İtalya’sında çıkan bu akım dünyanın o zamanlar evrildiği haline karşı. 60’larda on yıl olmuş yeni bir kafa yapısına karşı: İnsanları ihtiyacı olmayan şeylere ihtiyacı olduğuna inandırmak.

Ne kadar da tanıdık.

Tasarım hep etkiye tepkidir; politikadan, sosyal ortamdan, yaşananlardan, hayattan kopuk değildir hiçbir zaman. Aksine, ya onunla gelişir ya da ona karşı çıkar. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra 50’ler, tarihteki değişim noktalarından biridir, dolayısıyla tasarımda da. Savaş etkisiyle endüstrilerde ve iş gücünde değişiklik olurken öbür yandan toplumun algısı ve taleplerinde değişiklik oldu, halk unutmak istiyordu. Bu nedenle insanlar geçmişi hatırlatan her şeyi terk etme eğilimine girdiler, tasarımları da. Formlar, renkler, strüktürler hepsinin değişmesiydi istenen de sonuç da. Yeni bir dünya yaratmak istiyorlardı, ya travmaları unutmak için ya da vicdanlarını temizlemek için.

Gerçekten vicdanlar silindi mi?

Savaş sonrası 50’ler, “Fabulous Fifties” diye geçer. Şaşalı, sadece zevk odaklı yaşamlar, savaşın karanlığından, soğukluğundan, kısıtlamalarından uzak; savaşı yok sayan yaşamlar. Ve bu yeni anlayış yeni bir stratejiye kapıyı tamamen açtı: İnsanları yeni ürünleri almaya ikna etmek, ihtiyaçmışçasına. Bu anlayış neredeyse her yere yayıldı, birbirini tetikledi. Akımlar doğdu, akımlar öldü; hepsi iç içe, kümesel ve tek bir amacın etrafında gerçekleşti: tüketim. Kimi az, kimi çok tüketimi savundu ama günün sonunda hepsi bunu sattı, hepsi kendi kılıfında para kazandı, seri üreterek sistemin bir parçası oldular; zevk hiçbir zaman kesintiye uğramadı.

Anti-Design tam bu noktada çıktı. Akımın öncüleri günlük objelerin birer ‘fetiş’ objesi haline geldiğini savundular. Çünkü ürünler ihtiyaçtan alınmıyordu, zevk içindi. Ürünler ürün olmaktan çıkmıştı, hepsi başka bir şeyi tatmin ediyordu, başka bir fetişi. Hepsi başka anlamlar taşıyordu artık. 

Superonda Sofa by Archizoom Associati, 1966. Photograph courtesy of Dario Bartolini, Archizoom Associati

İnsanların ürünleri bu yüzden almasından ve tüketimin geldiği boyuttan rahatsız olan Floransa ve Torino şehirlerindeki gruplar tek adet ve prototip halinde kalan ürünler tasarlamaya başladılar, her şeyden çok fazla olmasına antitez olarak.

Sosyal ve öğrenci protestolarından büyüyen bu akım öyle bir noktaya geldi ki 1972’de karşı çıktığı akımlara ev sahipliği yapan MoMA’da İtalyan pavilyonunda kendine yer edindi. İtalyan tasarımın bir kısmı modernizm bir kısmı ismi Anti-Design ürünlerden oluşuyordu. 

Etkileri uzun süre sürdü, hala da sürüyor denebilir. Anti-Design ürünlerin neredeyse hepsi birer tasarım ikonu haline geldi oyuncu ve alternatifi sunan tasarım dilleri sayesinde. Fakat başarılı oldu denebilir mi? Başarı nedir? Bir akımın başarısı nedir? 

Continuous Monument (1969) by Superstudio — a utopian grid sweeping across Manhattan; a critique of modernism and limitless progress.

Günümüzde seri üretime karşı duran, zanaatkârlar var, istikrarla var olmaya çalışıyorlar. Bazı markalar sürdürülebilirlik kapsamında atıklardan tek seferlik objeler üretiyorlar fakat bunlar kullanımdan ziyade farkındalık kazandırmak için yapılıyor. Farklı sektörlerde ise son dönemde gündeme çokça gelen Charli XCX ve son albümü tüketim karşıtı ideolojinin bir örneği olarak verilebilir. Ancak bunları gerçekten akımın devamı ya da başarısı olarak görebilir miyiz, emin olmak güç. Çarkın bir parçasıyken hala, başarı mıdır bu? Bunlar kapitalizmin en büyük oyuncağı müzik sektörünün bir parçasıyken ya da hala maddi kazanç için var olan bir markayken Anti-Design denebilir mi?

A24

A24’ün Yeni Nesil Film Pazarlaması 

Prev

“Temiz” Sanat Diye Bir Şey Var Mı?

Next
Comments
Add a comment

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *