New Right Nedir?
Amerikan sağında özellikle Donald Trump etrafında şekillenen, göçmen karşıtı, ekonomik müdahaleciliği savunan ve dış politikada izolasyoncu siyasi akım New Right diye isimlendiriliyor.
New Right, Reagan ve Bush döneminde Amerikan sağına hakim olan Neoconservatism (Yeni Muhafazakarlık) görüşünden birçok noktada ayrılıyor. Neoconservatism, dış politikada sert güç kullanımını desteklemesi ve iç politikada da ekonomik regülasyonlara karşı durmasıyla öne çıkmıştı. Trump’ın bu çizgi karşısında aldığı pozisyon, 2016’daki adaylık kampanyasında Irak Savaşı’nın “büyük bir hata” olduğunu söylemesiyle görünür hale geldi. Devamında ucuz göçmen işçi talebi olan sermayedarları karşısına alarak Neoconservatism’in serbest piyasacı politikalarına da karşı çıktı. New Right, sosyal politikalarda Neoconservatism’den daha muhafazakar iken iktisadi politikalarda Neoconservatism’e kıyasla daha fazla devlet müdahalesini savunuyor.
Bugünün ABD’sinde New Right
Trump’ın 2016–2020 arasındaki ilk başkanlık döneminde etrafında Mike Pence, Steve
Mnuchin, Rex Tillerson gibi Cumhuriyetçi Parti’nin yerleşik isimleri vardı. Kararlar Trumpçı olmayan muhafazakâr çevreyle de pazarlık içinde alındı, denge-denetleme mekanizmaları kısmen işliyordu.
2024’te başlayan ve hâlâ devam eden Trump’ın ikinci döneminde ise bazı politikalarda vites arttırdığını görüyoruz. İfade özgürlüğü ve “anti-woke” söylemi ön planda kalmaya devam ederken bu kez savunma, asayiş ve göçmen problemi konularında devletin gözetim teknolojilerini ve güvenlik aygıtını büyütmeyi önceleyen bir konumda.
Bu yeni politikalarla bağlantılı olarak da bu kez çevresinde Silikon Vadisi’nden figürleri görüyoruz. Böylece New Right, ilk dönemin kurumsal Cumhuriyetçi kadrolarından da koparak teknoloji sermayesiyle daha ilişkili yeni bir forma evriliyor.
Peter Thiel Kim ve Neden Bu Kadar Önemli?
Bugün teknoloji milyarderleri ile Cumhuriyetçi Parti arasındaki yakınlık artık şaşırtıcı değil. Ancak Obama dönemi yeni kapanmışken Peter Thiel’ın konumu şaşırtıcıydı, o
Trump’ın kampanyasına milyonlar akıtarak fonlayan tek büyük teknoloji milyarderiydi.
Bir sonraki seçimde, 2024’te ise Thiel, “siyasete ara verme” gerekçesiyle Trump’ın fon talebini reddetti. Aslında bu adım Thiel’ın siyasetten uzaklaşacağı anlamına gelmiyordu, çünkü bu kez Cumhuriyetçi Parti içinde desteklediği başka isimler vardı.
Siyasi kariyerini adeta bir proje gibi sıfırdan yarattığı isim JD Vance’i 2024’te Trump’a tanıtarak başkan yardımcısı seçilmesine ön ayak oldu.
Üstelik Vance şimdiden 2028 ABD başkanlık seçimleriyle iligli anketlerde
Cumhuriyetçilerin favori adayı olarak öne çıkıyor, yani Thiel’ın siyasetteki gücü hiç de azalacak gibi görünmüyor
Peki Thiel Neden Bu Hattı Destekliyor?
Thiel’ın en değerli yatırımlarından biri 2003 yılında kurulmuş olan Palantir isimli bir şirket.
İsmi Yüzüklerin Efendisi’nden tanıdık gelmiş olabilir. Tolkien evreninde Palantír, kullanıcısına uzak yerleri ya da başka kullanıcıları görme ve onlarla iletişim kurma imkânı veren büyülü taşlara denir
Thiel’ın Palantir’i de ismine uygun olacak şekilde bir gözetim ve güvenlik şirketi. Dolayısıyla siyasal krizler, güvensizlik ve tehdit algısı arttıkça ve güvenlik devleti eğilimleri güçlendikçe Palantir daha çok kâr ediyor.
Peki Palantir Tam Olarak Ne Yapıyor?
Palantir’in ne yaptığı konusunda büyük bir kafa karışıklığı var. Birçok insan tarafından veri toplayan bir şirket zannediliyor. Oysa Palantir, halihazırda kurumların elinde bulunan dağınık verileri bir araya getirip işleyen ve bunları analiz edilebilir hale getiren bir yazılım altyapısı sunuyor. İki ürünleri var: Foundry özel şirketlere, Gotham ise devlet ve orduya hizmet veriyor. Asıl tartışma yaratan da Gotham.
Gotham Ne Amaçla Kullanılıyor?
1- ABD’de göç politikaları:
Palantir’in ImmigrationOS yazılımı, ICE için geliştirilen yeni nesil göçmenlik takip ve denetim aracı. Bu sistem üç parçadan oluşuyor:
- Targeting and enforcement prioritization: kimlerin sınır dışı edilmesi gerektiğini belirlemek için “önceliklendirme” yapıyor;
- Self-deportation tracking: bireylerin kendi isteğiyle ülkeyi terk edip etmediğini izliyor;
- Immigration lifecycle management: kimlik tespitinden sınır dışı edilmesine kadar tüm süreci hızlandırıyor. Bu yazılım, devletin farklı veri tabanlarından (pasaport kayıtları, vergi dosyaları, sosyal güvenlik bilgileri, plaka okuyucular) yararlanarak bireylerin kapsamlı bir profilini çıkarıyor. Amaç kimin “öncelikli tehdit” olduğuna hızlı karar verebilmek.
2- Askeri amaçlarla kullanımı:
Gotham, Amerikan ordusu ve müttefiklerince hedef tespitinde ve algoritmik karar destek sistemi olarak kullanılıyor.
Ukrayna’yla olan işbirliği konusunda CEO Alex Karp şunu söyledi: “Palantir hedeflemenin çoğundan sorumlu.”
İsrail Savunma Bakanlığı (IDF) ile ise Palantir 2024’te “stratejik ortaklık” kurdu. Palantir ve IDF, teknolojinin kullanım alanlarına dair ayrıntı vermekten kaçındı ancak uluslararası medyada İsrail’in Gazze’de kullandığı yapay zekâ hedefleme sistemlerinin Palantir’e ait olduğu iddia edildi.
Etik Kriz
Palantir, hem ABD’de göç politikalarının sertleşmesinde hem de savaş alanında ölümcül kararların alınmasında oynadığı rol yüzünden dünyada birçok yerde protestolarla karşılaştı.
Aslında bu itirazlar tek bir şirketin etik dışı çalışmasıyla sınırlı değil, devletlerin güvenlik ve savunma politikalarındaki yapısal dönüşümü gösteriyor. Palantir’in sattığı şey insanlar arasındaki bağlantıları haritalayabilen ve “kim daha riskli” gibi soruları yanıtlayabilen bir ürün. Yani sorun sadece Palantir’in varlığı değil, devletlerin bir zamanlar demokratik müzakereyle ve uzmanlarca alınan kararların “nötr teknoloji” görüntüsündeki hesap verilebilirliği olmayan, sorumluluğu bulanıklaştıran bir sisteme devretmesi.
New Right’ın Ekonomik-Siyasal Düzeni
Bu çerçevede New Right yalnızca bir ideolojik yönelimi değil, aynı zamanda yeni iş modellerini ve teknolojik altyapıları besleyen bir ekonomik-siyasal düzeni oluşturuyor. Devletin birçok alandaki rolünü küçültüp piyasaya devreden özelleştirme ve deregülasyon politikaları, güvenlik ve gözetim gibi kritik işlevlerin giderek özel şirketlerin eliyle yürütülmesine imkân tanıdı. Bu ortamda Palantir gibi şirketler, devlete sadece destek sunan yan aktörler olmaktan çıkıp neredeyse devlet aygıtlarının yerine geçmeye yeltenen, onların işlevlerini kendi ürünleri üzerinden şekillendiren aktörler hâline geldi.
Peki bu şartlar altında özgürlük ve demokrasi gerçekten korunabilir mi?











